İşte savcı ile Yeşil öldü diyen ihbarcı arasındaki telefon konuşmaları
SAVCILIK
yaptığı dönemde İzmir'in Ödemiş İlçesi yakınlarında bulduğu kimliği
belli olmasın diye el ve ayak derileri yüzülmüş, gözleri oyulmuş bir
kişinin ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım olduğunu iddia eden Sacit
Kayasu’nun bu konudaki ‘En önemli delili’ olan telefon görüşmesi ses
kaydını DHA ele geçirdi.
Emekli savcı Sacit Kayasu'nun iddiasına göre kendisiyle adının
Mehmet olduğunu söyleyen ihbarcı arasındaki bu konuşmalar cesedin
bulunmasından yaklaşık 4 ay sonra Ocak 1999 yılında başladı, aynı yılın
nisan ayına kadar devam etti. Bu konuşmalardan bazılarını kayda alan
savcı Kayasu’ya göre Ödemiş yakınlarında kendisinin incelediği erkek
cesedinin Yeşil’e ait olduğunu işte bu ihbarcının söyledikleri de
doğruluyor.
İŞTE O SES KAYITLARI
Mehmet - Konuşma anlaşılmıyor....
Savcı - İyi akşamlar. Rica ederim. Buyrun.
Mehmet - İşlerim var sağda solda. Ödemiş’e geldim.
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Savcı - Ödemiş’e gelmişken görüşseydik.
Mehmet - Yarın geleceğim.
Savcı - Yarın tamam. Evet. Tamam... Kaseti gelirken bir zahmet getir de. Kaseti de getir gelirken.
Mehmet - Ben oraya getiririm.
Savcı - Tamam oldu. Yarın sen beni arar bulursun. Ben seni bulamam.
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Savcı - Tamam oldu. Oldu. Yarın görüşürüz. İyiakşamlar. Sağol.
‘ORADA SORGULANDI. ORADA ÖLDÜRÜLDÜ KEMALPAŞA’DA’
Mehmet kod adlı esrarengiz kişi o zamanlar görevine devam eden Savcı
Sacit Kayasu’yu sık sık arıyor. Telefon görüşmelerinde Mehmet adlı
kişinin rahat konuşamadığı seziliyor. Yerinin tespit edilmesinden
endişe duyan Mehmet sık sık güvenli bir yerde buluşmaktan da bahsediyor.
Mehmet - ....Daha iyi olmaz mı?
Savcı - Nereye göndericen ?
- Mehmetin konuşmaları anlaşılmıyor.
Savcı - Evet. Evet.
Mehmet - Cavit Çağlar’dan tutun da. Hepsi olayların içinde yani.
Savcı - Mutlaka mutlaka.
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Savcı - Vallahi ben seni o şekilde tehlikeye atmam. Arena’ya çıkmana da gerek yok.
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Mehmet - Orada sorgulandı. Orada öldürüldü Kemalpaşa’da. Herşeyi biliyor. Elimizden gelen şu var. Nasıl istiyorsan öyle yapayım.
Savcı - Tabii tabii dinleniyor.
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Savcı - Şimdi Ödemiş’in içerisinde olsun daha güvenli olur.
Arkadaşlar için de. Ben değil bir başka arkadaşı gönderirim ben.
Böylelikle. Tamam. Onları da tehlikeye atmamış oluruz böylelikle. Tamam
ne şekilde nerede buluşacağız?
- Konuşmalar anlaşılmıyor -
Savcı - Sen beni cepten aradın ama bak!
Mehmet - Cepten aradım ama yer tespit ediliyor.
Savcı - Evet o da doğru. Şu da var. Sen beni telefon kulübesinden ararsan yerin tespit edilemez. Onu şey yapma.
Mehmet - Öyle mi?
Savcı - Tabii tabii. Telefon dinlendiği için buluşacağımız yeri burada söyleme.
Mehmet - Onu söylemeyeceğim. Yalnız ben o zaman şeyden arayacağım.
Savcı - Makamım da olurum da. Cepten ara yine. Cepten ara dediğim
gibi telefon kulübesinden ara. Saat kaçta nerede buluşulacaksa ona göre
ayarlayalım. Onu o şekilde halledelim. Tamam oldu iyi akşamlar.
Estağfurullah iyiakşamlar.
‘YEŞİL ÖLDÜ’
Savcı Sacit Kayasu ile Mehmet adlı kişi arasındaki bir başka telefon
konuşmasında ise, Mehmet kendini tanıtıyor. Konuşmalarda Mehmet nereli
olduğundan bahsediyor. Yeşil’in cep telefonundan da bahsedilen
konuşamalarda Mehmet adlı kişi, Yeşil’in telefonu olduğunu iddia ettiği
bir telefon numarası veriyor. Bu telefon numarasının da Sedat Peker’in
adamı olan Mehmet Çepni adına alındığını belirtiyor. Yeşil ile
Mersin’de Silopi’de, Kuzey Irak’ta birlikte olduğunu söyleyen Mehmet
adlı kişi Yeşil’in öldüğünü de söylüyor. Bu telefon konuşmasında,
Mehmet, Savcı Kayasu ile diğer telefon konuşmalarında da bahsedilen
kasetten söz ediyor ve bu kasedi bayramdan sonra verebileceğini
belirtiyor.
İŞTE İHBARCI’NIN ŞOK SÖZLERİ
Savcıyla ihbarcı arasında geçen konuşmaların bir bölümü var ki, o
bölüm diğerlerinden kolayca ayrılıyor. Çünkü ihbarcı bu konuşmada
savcıyı ikna etmek için ve kendine inandırmak için bir çok ayrıntı
veriyor. Ve o çarpıcı konuşmada kimliğini de açıklayarak neredeyse
savcıya soru sormaya bile fırsat vermeden soluk almadan bildiklerini
sıralamaya başlıyor.
Mehmet - Size güveniyorum. Savcı olduğun için ben sana güveniyorum.
Ve bak. Benim gerçek adım Mehmet. Mehmet Dal. Ben Mardinliyim. Tamam
mı? Ben Mardinliyim. Yeşil ile bir hayli arkadaşlığımız oldu.
Mersin’de, Mardin’de Silopi’de, Kuzey Irak’ta. Tamam mı? Ve Yeşil öldü.
Yani ben sana Yeşil’in telefonu da vereyim. Cep telefonu şu an
kullanılmamakta. Yeşil cep telefonunda Sedat Peker’in bir adamı
adına.... tarafından yani bu onun adına çıkarılmıştır. Bu telefonu da
ben sana vereyim. 0532... Şu an daha evvel yani irtibatta olduğum
insanlar vardı. O telefonu da ben size vereyim. 250 .....Yani şu anda
bu kadarını size verebilirim.”
Savcı - Tabii tabii. Şimdi sen yalnız o göndereceğin belgeleri niye bayramdan sonra gönderiyorsun?
Mehmet - Savcı bey benim bazı bildiğim bazı şeyler var. Hani biliyorum da şu an dinliyorlar.
Savcı - Muhakkak muhakkak.
Mehmet - Biliyorum dinliyorlar, ama eğer yani bazı şeyleri
çıkaracaksak kellemize de razıyım. Olayların gerçeğini ortaya
çıkracaksak ben kelleme razıyım, herşeye varım